SİYASET çok çetrefilli bir iş. Öyle herkesin yapabileceği bir olay değil. Bu işte başarılı olmak isteyen kişide olması gereken en büyük özelliklerden birisi haddini ve yerini iyi bilmesidir.

Fakat bazıları vardır, kendisini öyle dev aynasında görürler. Neyine güvendiğini bilmediğimiz bir şekilde sağa sola zıplar. Ahkam üstüne ahkam keser. Yapabileceği bir şey olduğundan değildir aslında. Sadece laf olsun torba dolsun muhabbeti ile hareket ederler.

Çok konuştuklarının, milleti rahatsız ettiklerinin, dikkate alınmadıklarının farkına varamazlar. Anlamazlar çünkü. Yanlarındaki üç beş gazcı ile hareket eder, ha bire pofpoflanmak isterler.

Geçmişe takılmazlar. Çünkü bu tip siyasetçilerin en büyük handikabıdır bu. Hatalarıyla, bilerek ya da bilmeyerek yaptıkları yanlışlarla yüzleşmeye korkarlar.

Bu tip siyasetçiler, sabahları evden çıkarken aynaya bile bakamazlar. Çünkü gördükleri tablo pek hoşlarına gitmez.

İşte bu yüzden bu tip siyasetçiler, milletin gözünde ve oylarında hiçbir yere gelemezler. Fakat er ya da geç yaptıkları yanlışların hesabını bir şekilde verirler. Zira hiçbir şey bedelsiz değildir…

***

Bu küçük hatırlatmadan sonra biz dönelim konumuza. MHP’li bazı dostlarım nedense benim yazıp çizmelerimden rahatsız olmuşlar.

Halbuki, benimkisi kendilerine yönelik küçük bir hatırlatma. Eleştirilerimi, tespitlerimi yanlış bulabilir, hatta dikkate almayabilirsin. Bunu anlar ve anlayışla karşılarım. Fakat ne zaman ki, Ertan Peker gibi birileri kalkıp da, abuk subuk konuşarak, boyundan büyük olmaz sözler kullanırsa, işte o zaman bende ne anlayış kalır ne de başka bir şey…

****

Aslına bakarsanız bu işi kendisiyle de görüştüm. Ne söylemek istiyorsa yüzüme söyleşim dedim. Sonrasında ise elbette verdim kamatayı, esirgemedik kendisine karşı hiçbir sözümüzü. Tabiri yerinde ise verdik coşkuyu…

Ey Ertan Peker, bugüne kadar kaç tane kitap yazıp edebiyat ödülü aldın da ahkam kesip köşe yazarlarını yargılıyorsun.

Bu kadar eleştiriyi AK Parti’ye de yapın diyorsun. ‘Mehmet Şendoğan bizim dönemimizde Broadway kullanıyordu, şimdi Mercedes’e biniyor. Engin Koyun iki tane aracı satamazken, şimdi ne durumda” diyerek atıp tutmasını biliyorsun. Fakat Cenk Bozalan, kalemi kağıdı alıp senden demeç yazacağı zaman da, ‘Partim izin vermiyor’ diyerek kaçak güreşiyorsun.

****

Madem böyle bir durum var, MHP olarak yapın muhalefetinizi. Yapmıyorsanız, size sorarlar mutlaka. Sen nasıl muhalefetsin. Böyle mi Körfez Belediyesi’ni kazanacaksınız diye birileri sormayacak mı sanıyorsunuz.

Bir şey yapacaksanız adam gibi yapın. Şayet yapamıyorsanız bu işlerden elinizi çekin elbette o boşluk bir şekilde dolar. Hiç olmazsa net adamlar gelir işin başına.

Unutmayın, şu Körfez’de topu topu 40 kişiyiz. Hepimiz birbirimizi iyi tanır ve biliriz. Bende seni iyi tanırım. Geçmişini, yaptıklarını ve yapabileceklerini iyi bilirim. O yüzden sen sen ol, benimle ilgili konularda birinci dereceden muhatabınla konuş. Benim yerim belli, yurdum belli.

****

Ben yorumlarımda MHP’ye genel bir bakış açısı sundum. Tabanın, yani senin gibilerin görmezden geldiği Ülkücü camianın duygu ve düşüncelerini size hatırlattım.

Bundan gocunmanız da büyük hata. MHP teşkilatları şayet tabanını dışlar, Türkeş çizgisinden uzaklaşır, bildiğini okursa, elbette birileri bu duruma bir dur diyecektir.

Ertan Peker’in de gocunduğu böyle bir durumdur. Galiba kendileri öyle yapacak edecek, ondan sonra kimse bunlara ‘ne ayaksınız’ diye sormayacak.

Son kez söylüyorum, dilin kemiği yok, anladık. Ama insanın biraz haddini ve yerini bilmesi lazımdır.

Dedim ya, bu memlekette öyle ya da böyle topu topu 40 kişiyiz…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.