Daha önce de çeşitli platformlarda konuştum. Kuruluşta başladım konuşmaya, halen konuşuyorum. Doğru konuştuğumu biliyorum. Çünkü konuştuklarım, haksızsın demiyor. Zaman diyor, zemin diyor, güç diyor... Herkes Başbakanımıza cumhurbaşkanı ol derken, Türkiye Padişahlığından söz ederken, ben olma diyorum mesela. ( Merak edenler, neden böyle dediğimi önceki yazımı okuyup görebilirler. ) Bu yöntem tutmuyor galiba, ben de başka bir alemden bahsedeyim diyorum. Bugün uzaydan söz edeceğim sakın kimse alınmasın. Geçmiş zamanda bir yerde bir seçim olmuş. Seçimde iki kardeş karşı karşıya gelmiş. Bayrağı kapan daha yukarı taşımak istiyor ve bir önceki dönemi suçluyor. Kendi döneminde çok önemli işler başardığını söylüyor. Tabi ki devam edeceğine kesin gözüyle bakarken, sihirli bir el bu durumu değiştiriyor. Aynı durum iki kez tekrarlıyor. İki kardeş birbirlerine bayrak teslim ediyorlar. Her gelişlerinde de suçlu bir önceki kardeş diyorlar. Bu yerde birde şirket varmış. Büyük kardeş bu şirketi ulusal bir yere taşır, aradan yıllar geçer büyük kardeş yerini küçüğe bırakmak zorunda kalır. Küçük kardeşte kendine göre çok güzel işler yapar. Sonunda, görevi devraldığı büyük kardeşe bırakmak zorunda kalır. Ne gariptir ki yeni yönetim geldiğinde bir de bakar ki işler söylendiği gibi değildir. Şirket zordadır ve artık yük olmuştur. En kısa sürede bu yükten kurtulmak gerekir ve öyle de karar alınır. Yeni gelen kardeş her şeyin batık olduğunu söylerken, küçük kardeş, yaptığı güzel işlerden dolayı babası tarafından ödüllendirilir. Halk şaşkındır. Küçük kardeş ödülü hak ettiyse, büyük kardeşin dedikleri ne oluyor? Kim haklı, kim haksız. Yapana yaptığı kar mı kalıyor? Birileri yalan mı söylüyor? Birisi de çıkıp yeter artık, kral çıplak demiyor veya diyemiyor? Gel gör ki Halk gerçekleri değil sadece konuşulanları bilir. Çünkü bu yerde belge ile konuşma, istişare etme, birlikte karar alma alışkanlığı yoktur. Birileri karar alır, halk bu kararı alkışlar. Tabi ki ne oluyor diyenler, itiraz edenler vardır ama sonuç alamazlar. Hep tepedekinin dediği olur. Tarihten ders alma alışkanlığı olmadığı için de tarih tekerrür eder durur. Bir de güçler dengesi vardır ve ağırlık belirli bir kesimdedir. Dolayısıyla güçlü olan kazanıp durur, diğerleri dövünüp durur. Bir tarafa göre her şey toz pembedir, diğer taraf kapkaranlık bir tablo çizer. Halk, iki tarafı şaşkınlıkla izler durur. Bazı yanlışlar vardır ve düzeltilmesi gerekir ama dışardakilerin gücü yetmez, eli uzanamaz; içerdekiler karışamaz. Hayat böyle devam eder durur. Zannedilmesin ki bu iş sonsuza kadar böyle gider. Benden söylemesi. İlahi adalet var. Er geç hak gelip, batıl yok olacaktır. Uzaydan haberler devam edecek. Bizi izlemeye devam edin.

En derin muhabbetle herkese saygılarımı sunuyorum.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.