Geçenlerde Ertem Eğilmez’in 1984 yapımı Namuslu filmini izlerken
nedendir bilmem,bundan yaklaşık 2500 yıl önce yaşamış Sokrates’ın
hikayesini duyumsadım kendimce.Sanırım;kendiliğinden ve bilinç dışı
olarak Namuslu karakterini oynayan Şener Şen ve Sokrates arasında
benzer fakat farklı bir öykü kurguladım.
Namuslu kimdir?Sokrates kimdir?Kendimce açıklamam gerekirse;Namuslu
filmde adından da anlaşılacağı üzerine bir şirkette namusu,itibarı ve
hakkaniyetiyle çalışmaktadır.Bu durumdan ötürü ise  başta çalışma
arkadaşları ve ailesi tarafından itibar görmemektedir.Çünkü,devir
yolunu bulma anlayışı ile yuvarlanıp gitmekte filmdeki repliklerde sık
sık tekrarlandığı gibi “ At binenin,kılıç kuşananın” anlayışı ile
kendini temellendirmektedir.Bu ortamda,kendisine hayattaki anlam
olarak etik ve ahlaklı davranmayı seçen Namuslu yani Şener Şen,iş
arkadaşlarının birisi tarafından şöyle tanımlanır:” Ensesine
vur,lokmasını al.” Kısaca,Namuslu bulunduğu ortamın ve devrin adamı
değildir.O,sadece ve sadece bu kadar dürüst olduğu için bir kaybeden
olarak algılanmıştır.
Filmde;kurgu gereği  bir gün Namuslu’nun hayatını değiştercek bir olay
olur.Bankadan tahsis ettiği milyonları bir çanta içinde hırsızlara
kaptırır.Ne kadar izah etse de,kimse kendisine inanmaz ve paraları
kendisinin çaldığına inanır.Çünkü,herkes paralara ortak olmaya
çalışmaktadır.Bu andan itibaren,o güne kadar kendisine gösterilmemiş
bir itibar gösterilir,şirketeki genel müdürden,evdeki eşi hatta
mahalledeki kasaba kadar.Herkes kendi ölçütünde günü gelecek paraları
beklemektedir.Bu sahte itibara dayanamayan Namuslu filmdeki kurgu
gereği bir gün delilik krizi geçirir ki;bu filmin dönüm noktasıdır.Bu
kriz ile beraber paraları çalmasa da çaldığını itiraf eder.Namuslu
artık o kadar namuslu değildir.O da artık düzenin adamı olmuştur.Ve
yine kurgu gereği,bu noktadan itibaren herkesi
aldatır,çalar,çırpar.Filmin sonunda ise gerçek hırsızların
yakalanmasıyla büyük bir düş kırıklığına uğrayan ahaliyi,lüks bir
gemiden selamlar.
Bu noktada Sokrates’in hikayesine değinirsek;yaşadığı dönemde
etrafındakileri ahlaklı,erdemli ve bilge olmaya teşvik ettiği için
dönemin ileri gelenleri tarafından tehlikeli bir meczup olarak
algılanmış ve ölüm cezasına çarptırılmıştır.Sokrates;fikirlerinden
cayıp çoğunluğun fikirlerini kabul etmesi halinde hayatta kalmasına
izin verilse de ,ölüm cezasını baldıran zehirini kendi içip yerine
getirmiştir.
Bu satırlarda aklımı  kurcalayan;Şener Şen’in canlandırdığı Namuslu,
ne uğruna kendi değerlerinden vazgeçip bir Sokrates Ahlakı
gösterememiştir?Kısa yolu tercih etmek her zaman bir çözüm müdür?
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner37

banner38