Allah’ ın evi dediğimiz camilerimiz. Camiye girdiğimizde kendimizi rahat, huzur içinde hissetmek isteriz. Dünyadan biraz uzak, kendimizle kalabileceğimiz bir ortam isteriz camide. Huşu içinde namaz kılabilmek için gürültü olmasın isteriz orada. Ara sıra telefon müzikleri sinirlerimizi zıplatsa da derin bir sessizlik vardır camilerimizde. Camiler günümüzde erkek ağırlıklı olsa da bayanlarımızın da huzur kaynağıdır aslında. Bayanlar, genellikle ramazanda gelmektedirler camiye. Geldiklerinde de hakkını vererek ibadet ederler. Bütün bunlar camilerimizin güzel yönleri.

Bir de cemaat yönüne bakacak olursak; Cuma günleri ve bayramlarda çok kalabalık oluyor camilerimiz. Düğün bayram günü deriz ya, tam yerinde bir söz. Genci, yaşlısı doluşuruz camilere. Ramazanda teravihleri de unutmayalım tabi. Ramazanda çok başka olur camilerimiz. Bayanı, genci, yaşlısı kısacası tüm yurdum insanı dolar camilere. Hem lambalarla ışıldar camimiz, hem gönüllerini aydınlatır insanımızın. Hele camilerde üniversite, lise, ortaokul ve ilkokul öğrencilerini, aydın insanları, işadamlarımızı, subaylarımızı, polisimizi, başkanlarımızı, işçilerimizi, memurlarımızı, kısaca her kesimden insanı camide gördüğümde işte bu diyorum. Cami budur, her kesimden insan bir arada, hepsi aynı hizada. Erken gelen en önde yer alır. Çöpçü de olsa, general de. Dedik ya orası Allah’ ın evi. Allah’ ın huzurunda mevki, makam, şan, şöhret, güç, güzellik, karizma yok. Takva var, inanç var, samimiyet var, birlik var, beraberlik var. Kısaca sevgi diyebilirmiyim?

Hani cami hocalarımızda hazır bu kadar güzelliği bir arada bulmuşken, konuşmasını uzatır ve sonunda camiye yardım diye seslenir ya, olsun. O kadar olacak artık.

Bu dönemler için söyleyecek söz yok, camiler hep doludur, ışıl ışıl olması da doğaldır. Camilerimize gelenleri en iyi şekilde ağırlamalıyız tabi. Ne yapsak azdır. Hep o cemaatin her zaman aramızda olmasını isteriz, o arzu ile bekleriz. O dönemler, beklediğimiz günlerdir ve geldiğinde kıymetini bilmeliyiz. Yaptıkları yardımlarla da manevi katkının yanında maddi olarak ta destek olmaktadır insanımız.

Tasarruf sözüm, vakit namazları için. Vakit namazlarında bazı merkezi camileri de hariç tutmalıyız. Fevziye, Yeni Cuma camilerine ne zaman gitseniz maşallah hep doludur. Hatta değil camiye gitmek, namaz kılmanın bile en zor olduğu sabah namazlarında da hatırı sayılır kalabalık vardır. Cuma sabahları, iki rekat sabah namazının yarım saat sürdüğü hatimli sabah namazında bile 5 saf cemaate rastlarsınız Fevziye’ de. Bu camilere tabi ki itirazımız yok.

Bazı camiler var, bazı vakitlerde cemaati mumla ararsınız. Bazen 3, bazen 5 bazen 10 – 15 kişi olur. Cami çok büyüktür ve genelde kubbeleri yüksektir. Isıtması, soğutması, aydınlatması zordur. Vakit namazlarında çok cemaat olmaz. Çoğu camilerde durum böyle iken camilerimizin tamamı aydınlatılır. Varsa ısıtma ve soğutmaları çalışır. Çoğu zaman bir safı geçmeyen cemaat için koca cami ısıtılmaya ve soğutulmaya çalışılır. Klimalar haldır, haldır çalışır ama cami yine de kışın morg gibidir, yazın buram buram terlersiniz. Neredeyse tüm lambalar ışıl ışıl yanar. İşte önerim bu camiler ve bu dönemler içindir. Yakılan lambaların fazlalığına, ısıtma ve soğutmanın genel olmasına takılıyorum. Yeterince kullanalım, tasarruf edelim diyorum. Umarım yetkililer bu yazımı okur ve beni anlar.   

En derin muhabbetle herkese saygılarımı sunuyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.