EPSTEIN DOSYASI: SUÇ SADECE BİR ADAMIN ÜZERİNE YIKILAMAZ
Jeffrey Epstein öldü.
Ama dosyası ölmedi.
Öldürülmek istenen de zaten adam değildi, gerçeğin kendisiydi.
Epstein meselesi bir “ahlak skandalı” olarak anlatılamayacak kadar büyüktür.
Bu dosya; para, güç, siyaset ve dokunulmazlık zırhının nasıl çalıştığını gösteren çıplak bir sistem belgesidir.
Ve en rahatsız edici olan şudur:
Bu sistem tek bir ülkenin, tek bir grubun ya da tek bir ideolojinin ürünü değildir.
Epstein yalnız değildi.
Yalnız olamazdı.
Bu kadar genç kızın susturulması, bu kadar seyahatin gizlenmesi, bu kadar ismin korunması tek bir kişinin becerisiyle açıklanamaz.
Ortada örgütlü bir suskunluk vardı.
Devletlerin, medyanın, sermayenin ve “saygın” çevrelerin ortak sessizliği.
Bugün hâlâ “kimler vardı?” sorusu soruluyor.
Ama asıl soru şudur:
Kimler biliyordu ve bilmesine rağmen sustu?
Çünkü suç sadece suçu işleyende değil,
suçu örtende,
görmezden gelende,
“zamanı değil” diyende de vardır.
Epstein dosyası bize şunu gösterdi:
Güçlüysen adalet gecikir.
Zenginsen gerçek bulanıklaşır.
Doğruyu söyleyenler ise yalnız bırakılır.
Bu dosya neden hâlâ tam olarak açılmıyor biliyor musunuz?
Çünkü açılırsa sadece bir adamın değil,
bir düzenin çürüklüğü ortaya dökülecek.
Bugün Epstein konuşulmaz.
Yarın başka bir isim çıkar.
Sonra bir diğeri.
Ama yöntem aynı kalır:
Skandalı kişiselleştir, sistemi kurtar.
Oysa gerçek şudur:
Epstein bir sonuçtu.
Sebep ise yıllardır dokunulmaz kabul edilen güç ilişkileridir.
Bu dosya kapatılmamalı.
Çünkü kapatılan her dosya,
yarının mağdurlarını bugünden yalnız bırakır.
Ve unutulmamalı:
Bazı gerçekler rahatsız edicidir.
Ama rahatlatıcı yalanlardan çok daha değerlidir.