KUT’ UL AMMARE ZAFER Mİ?…

Son günlerin çok konuşulan konularından birine değinmek ve olayı farklı açılardan değerlendirmek istiyorum. Bu değerlendirme bizim ne kadar politize olduğumuzu da ortaya koymaktadır. Her fırsatta bu tür bakış açılarının ne kadar yanlış olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Bu konu da çok hassas olmasına rağmen değerlendirmek istedim. Konuya girmeden önce tarihi bilgileri aktarayım.( 1.Doç. Dr. Hüner Tuncer, “Cihan Harbi’nde 29 Eylül 1915’te İngilizler Bağdat’ın 160 km. güneyinde, Dicle Nehri kıyısındaki Kut’ülAmmare kasabasını işgal eder. Alman mareşali vonderGoltz komutasındaki Osmanlı ordusu harekete geçip Kut’u kuşatır, sonra da HalilPaşa komutasındaki ordu İngilizleri bozguna uğratarak Kut’ülAmmare’yi geri alır.Lâkin Ocak 1917’de İngiliz kuvvetleri Basra’da tekrar toplanır ve 22 Şubat’ta Kut’ülAmmare’yi yeniden ele geçirir. Ardından ilerleyip Bağdat’a dalarlar. Osmanlı Bağdat’ı geri almak için yine Almanlara müracaat edip yardım isterse de İngilizler gemi iyice azıya alır ve Al-Ramadi’yi düşürüp Musul hariç tüm Irak’a hâkim olurlar.” Demiştir. 2. Vikipedi Ansiklopedisinin yazdığına göre; kuşatma 7 Aralık 1915 - 29 Nisan 1916 arasında olmuştur.Dicle Nehri kıyısında Kut’ ulAmmareşehri yakınlarında konuşlanmış İngiliz ve müttefiklerinin kuşatılmasıyla başlayan muharebe, kasabanın Osmanlı Ordusu tarafından ele geçirilmesi ve İngiliz birliklerinin tamamının esir alınmasıyla bitmiştir demektedir.3. Kut’ülAmare kimileri tarafından zafer, kimileri tarafından ise mağlubiyet olarak tanımlanıyor.Mustafa Armağan, Kut’ülAmmare’ye ‘büyük zafer’ diyenlerden. “Kutü’l-Amare zaferi, Cumhuriyet döneminde 1945’e kadar iyi kötü kutlanmış ama sonradan İngilizlerle iyi ilişkiler uğruna unutulmuşlar mezarlığındaki kahramanlıklarımızın arasına defnedilmiştir” diyen Armağan, kutlama yapılması gerektiğini şu sözlerle aktarıyor: “Türkiye gerçekten tarihiyle barışacaksa ‘Kut Günü’nün hatırlanması şart.”Mağlubiyeti vurgulayanlardan biri de Erciyes Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serdar Sakin. Sakin, Milliyet'te Kut’ülAmare için “tarihsel bir kazanımı olmadığı için unutulmuş” tanımını yapıyor ve bir yıl sonra İngilizlerin bölgeyi tekrardan ele geçirmesiyle galibiyetin kısa sürede son bulduğuna dikkat çekiyor.Sakin, bu muharebenin tarihsel bir sonucu olmamasına rağmen kutlanması gerektiğini savunanlardan olmuştur.)Bu bilgilerden de anlaşıldığı gibi Osmanlı ordusu Almanlardan aldığı destekle her türlü imkansızlıklara rağmen tüm İngiliz ordusunu generalleriyle birlikte esir almıştır. Bu büyük bir başarı öyküsüdür ve mutlaka yeni nesillere aktarılmalıdır. Burada benim üzerinde durmak istediğim konu; tarafların sadece bardağın dolu veya sadece boş kısmına bakmaları ve öyle yansıtmaya çalışmaları. Bu olayda başarı da var, başarı sonrasında kaybetmek te var. Kazanılmış dediğimiz kısma baktığımızda bizden 10.000 kişi, İngiliz ordusunda bize karşı savaşan ancak ne acıdır ki çoğunluğu Müslüman olan Hindistan askerlerinden 25.000 kişi ölüyor. Yani, bugün de olduğu gibi ölen de Müslüman öldüren de Müslüman ve adına zafer diyebiliyoruz. Bana göre: bu bir savaş oyunudur ve bizim Müslümanlar, adı İngiliz ordusu olan Hindistanlı Müslümanlara karşı büyük bir başarı kazanmıştır. Çok değil 1 yıl sonra da kazandık dediklerimizi de tekrar geri almamak üzere kaybetmişiz. Yazımın başında da dediğim gibi, olaylara o kadar yanlı bakıyoruz ki Müslümanın müslümanı katletmesini göremiyoruz. Savaş, insanlık için en ağır olaylardan biridir. Son çare olmalıdır. Savaşlarda ölüm yada yıkıntılardan zevk almaya anlam veremiyorum. Harabelerin üzerine bina inşa edilemez. Burada da toplamda 35.000 kişi ölmüş ve bunların çoğu Müslüman. Eğer o beldeler bizde kalsa idi, bu olay için şu söylenebilirdi: Kut’ ulAmmare kazanıldı, ancak bedeli çok ağır oldu. Gerçek ne? Kut’ ulAmmare’ de iki savaş oldu, birinde galip geldik, ikincisinde tüm bölgeyi kaybettik. Bugün bir taraf ne diyor: Bu büyük bir zaferdir ve mutlaka kutlanmalıdır. ( Yani bardağın bir tarafı doludur diyor.) Diğer taraf ne diyor: Bu bir zafer değildir, tarihi kazanımı yoktur ve yenilgidir. ( Yani bardağın diğer tarafı boştur.) Gel de Nasreddin Hocaya rahmet okuma. Sen de haklısın sen de. Ne güzel ayrıştırıyorlar bizi değil mi? Sanki kazanan ya da kaybeden taraf, bir tarafın soyu, öteki tarafın soyu değilmiş gibi. Biri kazandığına seviniyor, olayın bir kısmını görmezden geliyor. Diğeri de karşı tarafın gizlemeye çalıştığını görerek bir gözünü kör ediyor. İki taraf ta yarım bakıyor. Gel gör ki iki yarım bir etmiyor.

En derin muhabbetle herkese saygılarımı sunuyorum.

M. Hatip ERKINAY

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.